15.12.17
Aklıma geldi geçenlerde, benim yıl sonu Z raporlarım vardı, niye yapmıyorum dedim. Birkaç gündür ne yazacağım ki, diye düşünüyorum. O listeleri bir oturuşta, yaz günü bir dikişte su içer gibi yazabildiğimi hatırlıyorum. Ama şimdi, düşünüyorum: Ne yazsam ki? Gerçekten ezberlerimin bozulduğu, doğrularımın karışıp değiştiği 2 sene oldu benim için. 2018'de de olmasını beklediğim bir şeyler var mı, bilmiyorum. Düşünelim...
- Genel olarak kabullendim, ölmüyoruz. Birgün öleceğimizi bilen ölümsüzleriz aslında. Ölmediğimiz gibi yaşama dair şeylerden de sıyrılamıyoruz. İstemekten, öğrenmekten, arzu etmekten, üzülmek ve sevinmeklerden kendimizi alamıyoruz.
- Kışın korularda dolaşmayı seviyorum. Fırtınada, karda, soğukta orada öyle yapraksız, ölü gibi ve sanki bir daha hiç yeşermeyecek, çiçek veremeyecekmiş gibi durup da nasıl da baharın geldiğini anlayıp yaşamaklanıyor hepsi... İnsanın kendini, kışın ortasında yaprakları dökülmüş kara gömülmüş bir ağaç gibi hissettiği dönemler olabiliyormuş; kendimde gördüm. Öyle bir zamanımda bile içimde usul usul kıpırdanıp baharı bekleyen yaşamaklar varmış. İnsan en çok buna şaşıyor cancağızım. Bunu fark ettim önce. Sonra da kabul ettim: Ne yaparsan yap içindeki yaşamak'ı öldüremezsin.
22.12.17
- 2017'den kendime çıkaracağım notlar yok sanırsam, "Şöyle yaptın bak bir daha bunu yapma." diyebileceğim. Yeni yılda "yapsam/olsa iyi olacak"lar var galiba. Başarabilirsem yüzsüz olmak istiyorum 2018'de. Geçenlerde pek sevgili dostum ZU (tam burada canımcım mesaj attı. Evet, hâlâ mesajlaşan insanlar var, bizler varız! :) Siz Mösyö, gönül bağlarına inanmaz mısınız?) ZU diyordum, iyi insan olmakla ilgili şeylerin yazılı olduğu bir şey paylaşmıştı. Onların hiçbiri gerçek hayatta insana mutluluk getirmeyen davranış ve düşüncelerdi. Gerçek hayatta iyilik = mutsuzluk çünkü. Ben iyi oldukça mutsuz oldum çünkü. Bencilce mutlu olmak için vazgeçmiyorum iyilikten. Kötülük yapanlara izin vermemek için kötü olmak gerekiyorsa kötü olacağım diyorum. Sırf kaşınanı kaşımak için, paşa gönlüm de isterse tabii, kötülere müsaade etmeyeceğim, başarabildiğim sürece. Gene mutlu olmayacağım belki; ama "en azından izin vermedim" diyebileceğim.
- Kendimi pazarlamayı öğreneceğim. Evet, tam olarak pa zar la mak! Hayatımın en büyük ve en unutulmaz azarını, 25 yaşımda işitmiştim, yüksek lisanstaki danışman hocamdan. "Başarını, yeteneğini görmüyor musun sen, bu tezi sen yazmadın mı, niye böyle yapıyorsun, niye kendini pazarlayamıyorsun!" (aynen bu kelime ile) deyip azarlamıştı beni. Adam haklı. Bunu yapabilmeyi isterim 2018'de.
- İstemekleri azaltmak istiyorum 2018'de. İnsan denilenin özgür olamayacağını kabul edip özgürlük hayallerinden vazgeçmek istiyorum.
- Bir de... Sevmenin incelikli bir şey olduğunu duyurmak istiyorum fısıltılarımla.
- Spora başlayabilirim. Üşenmesem de yüzmeye gitsem mesela.
- Kısacık, kıpkısacık kestirdiğim saçlarımın şelale olup omzumdan akmasını isteyebilirim 2018'de.
- 2018 sonuna doğru olacak ama, inşallah gene atlamazsam, felsefe okumak istiyorum.
- Hiç umudum yok; ama yeniden de sevebilirizzz, 2018'de.
23.12.17
- Yeni yılda âşık olmak istiyorum. Bak bunu dediğime kendim bile şaşırdım. Nasıl da değişiyor ruh halim. Birilerinin beni buna inandırması gerek. Birilerinin beni, benim de mutlu olabileceğime ikna etmesi gerek. Ben mutlu olma yetimi yitirdim çünkü. Gerçekten.
- Bir şeylere karşı tutkulu olmak istiyorum 2018'de. Arzu ettiklerim var. Onlara ortak çıkınca dayanamıyorum. Belki de bir tek bu konuda savaşçı değilim. Nefes aldıkça yakıcı bir şey bu arzu. Yanmamak için uzaklaşıyorum ben.
27.12.2017
- Bu sene sonunda bir ihtimal doğdu. Kendimi bu şehirden başka bir yerde bulabilirim seneye. Bu bir belkidir; ama gene de ilk duyduğumda çok sevindim. Bir Evropa şehri değil bu. Ama gene de ve niyeyse, sevindim. Belki seneye özgür bir insan olabilirim, ne dersin? Kendime ait bir yaşamım olur belki. Belki sade ve sadelikten ölmeyecek bir evim de.
- Takıntı yaptığım meseleler var. Misal gerçeklik kavramı, misal iyilik ve iyiliğin kime dairliği, özgür olma, yaşama tutunma, yaşamaya anlam bulma, sıradanlığın olağanüstülüğünü yaşama ve yaşatma, sevme ve sevilmeler, değişmek, hissetmek ve hayal etmekler... Tüm bunları yeni yılda çözebilmiş olmayı isterdim şimdi, şayet bir nebze daha aptal olsaydım.
28.12.17
- 2018'de âşık olmak istediğimi söylemiş miydim? Vallahi de artık sevilmek istiyorum. İzin vereceğim insanlara.
- Biliyor musun canımcım, sevmeklerim bitmiyor! Yaaaa n'aber! Bak mesela pazartesi günü, pat diye telefon geldi yıllardır görüşmediğim dostumdan. Sanki dün konuşmayı bırakmışız da konuşuyormuşuz gibi oldu. Çünkü ben hiçbir zaman bırakmadım onu sevmeyi. Sık sık rüyâlarıma da girer zaten. O akşam nasıl sevindim anlatamam. Böyle bir sevinç yaşamamıştım ne zamandır. Eski dostlarla görüşmeye mi başlasam mesela 2018'de? :)
- Canım sevgili dostum beni zor bulduğunu söyledi. Hiçbir sosyal medyayı kullanmıyorum zira. Çünkü neden kullanayım :) 2018'de bir çılgınlık yapıp instagram mı açayım n'apayım? =)
30. 12.17
Sevgili Aralık,
Çok üzdüğün, yıkıp mahvettiğin günler de oldu; ama son günlerini güzel yaşatıyorsun hani... Ağlaya ağlaya Arnavut kaldırımlı Bayır sokaktan inip lodoslu denize karşı saatlerce oturduğumu unutmadım henüz. Ama güzel hatırlayacağım sanırım seni. Güzel kapattın seneyi. İçimden "Dur, daha yarın var!" diyen sesi duymayacağım.
- Özlüyorum. Keşke artık bu özlemekler bitse. Bitse... Özleye özleye içim özlemekler şehri oldu. 2018'de kimseyi sızım sızım özlemeyeyim. Kimi canım çekiyorsa gidip sarılayım, kimseyi özleyecek mesafelerim olmasın. Kollarımı iki yana açıp gözlerim kapalı, kendi etrafımda dönsem dönsem ve dönsem de, sonra kendimi bıraksam hiç düşünmeden, düşmek nasip olmasa mesela.
- 2018'de resmen görümce olsam mesela! :p Canımcım mutlu olsa! :)
31.12.17
- Dün sevgili dostum İ, "Bu yaşamın bir anahtarı var, o da istemek." dedi. Gerçekten haklı. Lakin artık ezber ettik değil mi kızçeler: "istemeyi istemediğimiz zamanlar oldu." Bunu sürekli söyledim durdum. Çünkü gerçek, bundan başkası değildi.
- Böyle söyledikten sonra, hemen aklıma geldi: Ağzımdan doğrudan başka bir şey çıkmıyor, sözlerimde o ânın doğrularından başka bir şey olmuyor genelde. 2018'de yalan söyleyebiliyor olmayı diliyorum. Lannn! Bir insan niye bunu dilesin! :) Ama öyle... Doğruları konuşmak kazandırmıyor. Tamam tamam, böyle değil aslında. Yalan değil istediğim. Söylenmesi gerekeni söylemek istiyorum, yani doğrular yerine söylenmesi gerekenleri söyleyebilmek. Söylenmesi gerekeni bilmediğimden mi sanki? Değil. Üzücü, zor, kötü de olsa doğruların bilinmesi gerektiğini düşündüğüm için. Bundan vazgeçebilmeliyim.
- Boş konuşmayı öğrenmeliyim. Ciddiyim. Bunu hiç; ama hiç beceremiyorum. İletişim kavramımı gözden geçirip "gereksiz konuşmaların aslında (!) çok da saçma olmadığını" kendime öğretmeliyim. İnsanların başkalarına anlatmak ya da göstermek için yaşadığı bir dönemdeyiz. Böyle bir şey yapabilir miyim bilmiyorum; ama boş konuşmalar için anlatacak birkaç uğraş bulabilirim belki? Çünkü benimkiler olmaz gibi... (Ne anlatayım şimdi? Geçenlerde bir turkuaz renk yapmışım, maviyle yeşili öyle bir karıştırdım öyle bir renk çıktı ki ortaya aklın durur mu? Geçenlerde öyle bir yürüdüm ki? Geçenlerde okuduğum kitabın dili? İzlediğim oyunda? Eee de, onlara ne ki bunlardan?) Boş konuşabilme yeteneğinden istiyorum, özetle.
- Kasımdaydı doğum günü dostumun, kutlamadım. (Bilerek kutlamadığım doğum günlerinden biri daha) Üzüldüm, özledim çokça. Şöyle bir şey yazmışım. (Bu minicik yazı birçok kimse içindi aslında.) Ve bundan bir süre sonra bana ulaştı. Çok uğraşmış, herkese sormuş numaramı. Bulamamış. Eski eşyalarını, yıllıkları, arşivleri karıştırmış. Sanki çağırdım onu ve geldi, beni buldu gibi. Gönülden gönüle bir yol vardır; görülmez! Demek ki gerçekten bazı şeyler karşılıklı olduğunda canlanabiliyormuş. Ama arkadaşlar iyidir! :)
- "Her şeyin bir zamanı var." Zamanı gelip olan ya da zamanı denk düşen şeyleri gördüğümde, bu sözü söylemekten kendimi alamıyorum. İ ile buluşmamız da onlardan biri. Bana unutmaya çabaladığım şeyleri hatırlatıyor gibiydi. İstemekten çekinme, özgürlüğünden vazgeçme, sadece bir kere yaşıyoruz kendi hayatından vazgeçme dedi durdu bana. Zor dönemlerden geçtim. İstemeyi, yaşamayı istemediğim, her şeyden vazgeçtiğim dönemlerden, karanlık yaz günlerinden çıkabildim çok şükür. Şu son birkaç aydır da mücadeleden, özgürlüğümden vazgeçmiş, içimde neşeyi duymadan yaşayıp gidiyordum. Elbette ki bu bir lüks benim için. Mutsuz olmadığım her gün benim için lüks çünkü. Ya da mutsuzluklarımı birbirine tercih etmediğim her gün, lüks. Ve şimdi İ geldi ve bana mücadele etmekten vazgeçme dedi. Özgürlüğünü bırakma dedi. Yeni yılda denge kurabilmek istiyorum hayatımda. Denge istiyorum.
- Şimdilik böyle bitirreceğim bu raporu. Akşama kadar belki yenilerini de eklerim, bilmiyorum. Madem ki mesele istemeye geldi. Ve madem ki yüzsüz olmak istiyorum dedik, başlayalım. 2018'de istiyorum: Aşık olmak, gezmek, neşelenmek, şarkılar söylemek, yüzmek, bol güneşli günler görmek, bolca dondurma yemek, yeni arkadaşlar edinmek, yeni yerler görmek, yeni yerlerin müdavimi ya da yerlisi olmak, sevmek, çok sevmek, çokça sevilmek, inanmak, yeni insanlarla aile olmak, başarılara sevinmek, mutluluklara ağlamak, bolca kitap okuyabilmek, dengeyi ve huzuru bulabilmek, yeni şiirler keşfetmek, günleri neşe ile geçirmek, hadi ulan mutlu olmak, bol zamlı ya da maaşlı iş ve kariyer edinmek, arkadaşlarla daha çok görüşmek, daha sağlıklı olmak, sevdiklerimle ve sevdiklerimin sevdikleriyle daha mutlu olmak, dilek ve dualarımın kabul olmasını, yeni hayaller kurabilmek, yeni heyecanlar duyabilmek, gülmekten kendimi alamamak istiyorum mademsi... :) (Yüzsüzlükte zorlanmayacağım sanırım;)
- Uğurlar olsun!
