* Andrej Mashkovtsev
Günaydın Günışığı!
Gün içerisinde yapmayı atladığım şeylerin uyku esnasında bilinçaltından yüzeye vurmasını ve uykumu hiç etmesini bir kenara bırakıp hiç ummadığım ve aslında çok ihtiyaç duyduğum bir anda, zihnimin ya da ruhumun bana sunduğu mutlu ve garip rüyâya odaklanacağım.
Rüyâ garipti; fakat fantastik garip rüyâlardan değildi. Gerçekliğin barındırdığı garipliklerden. Doğal ve de garipti. Biz seninle hiç aynı sofrada oturup yemek yemedik ki ?
•
Hiç de öyle olağanüstü olmayan bir rastlantıyla aynı ortamda bulunuverdik seninle. Yürürken yollar da sohbet de kendiliğinden aktı bir yerlere, tüm samimiyetiyle. Derken merdivenleri yukarı çıkan bir yere, bir tren istasyonuna vardık yolun sonunda. Gidecektin geldiğin yere. Hemen gittim, pıt pıt pıt sekerek bir basamak çıktım senden önce ki boyuna yetişebileyim; aynı hizaya gelsin gözlerimiz. Geldin yanıma, olağan vedalaşmalardan birini yaptık. Derken bir vesikalık fotoğrafımı çıkardım sonra. Nereden de bulduysam... Bu zamanda vesikalık fotoğraf mı kaldı hem? Aldım suretimi; gömlek ceplerinden birine, tam kalbinin üstündekine, yerleştirdim. Yanında dursun, dedim gülümseyerek. Gülüşümün attığı kesik yetmezmiş gibi asıl yeri vurgularcasına pıt pıt yaptım cebine. Sanki yollarca süren bir sessizlik oldu aramızda. Gözlerimizle bu yolları kısaltan kestirmeler kurduk, köprüler yaptık o yollara. Ve sonra, sen beni öptün.
•
Zamanı çoğaltmazsınız Matmazel, gülünç olmayın.
Öyleyse biz de onu genişletiriz Mösyö, gülümseyin.
Usulca ve göz açıp kapayıncaya kadar genleşti zaman.
