15 Kasım 2020

Birilerden Biri

Gertrude Abercrombie

Kitap göndermek için cumartesi sabahı erkenden evden çıktım ki ne zamandır gündüzleri bu saatte dışarıda değildim. Kargoyu verdikten sonra yolu da uzatmak için ara sokaklara daldım. Henüz uyanmış insanların uykulu sokaklarından geçtim. Evlere baktım, hayattan kopmuş eskimiş çehrelerine. Ve bu evlerde yaşayanları düşündüm. Sonra, başarılı diye ünlenen, çevredeki diğer okullara göre yeni sayılabilecek bir okulun deprem nedeniyle güçlendirildiğini gördüm. Çok şaşırdım. Sanki okulun eğitim başarısı onu her türlü afetten koruyacakmış gibi bir algım varmış. Bunu fark ettiğim o saniye, minik algı enkaz altında kaldı. Kurtarmadım, baka baka yanından geçtim. 

Eve dönerken kahvaltı için ekmek alayım istedim. Fırın olacaktı buralarda, nerede hangi sokağın ucunda kaldı acaba? Derken karşıdan, sokağı şimşek gibi dönüp gelen 5-6 yaşlarında bir oğlan çocuğu gördüm. Üstünde kendisine bol gelen pijamaları, çorapsız ayağına giydiği, koşarken fılop şulop sesler çıkaran terliğiyle koşuyordu. Maskeye rağmen yüzümdeki kocaman gülümsemeyi gördüm. İçimden neşeli biri, çocuğu takip et, dedi. Döndüğü sokağa yöneldim. Yürüdükçe ekmek kokuları gelmeye başladı. Hayatta takip edilecek en güzel birilerden biri, diye düşündüm. Durmuş bunları yazarken -henüz 1 dk bile olmamıştı- gene fılop şulop sesleriyle; fakat bu sefer elinde bir poşet dolusu ekmekle koşarak evine dönüyordu. Eski günlerden bir ânı izliyordum sanki. 

Hışt!

Kabus görürken en can alıcı ve en korkunç sahnedeyken bir anda zihnin uyuyanı uykudan uyandırarak korumaya alması şahane bir olay. Peki uyanıkken bunu bize kim sağlıyor? Gene zihin. Bu sefer de tersini yaparak. Şarteli kapatarak. 


İnsanın bazen tüm yaşamdan soyutlanası geliyor. Öyle olası gelmek değil de aslında, istemsizce bir anda soyutlanmış buluyorsun kendini. Ve bu, hiç de öyle, gelmeden önce müsait misin diye soran bir misafir gibi değil. Nereden yola çıktığı bilinmeyen bir ok gibi; sessiz: Hışt!