16 Ağustos 2019

7 Sene




Only know you love her when you let her go
•
Yazılarımı daima birileri için yazdım. Ya onları düşünerek ya da direkt onlara hitaben. Hitap edecek kimse bulamadığımda kendime hayali kimseler türettim, adları değişen. O da mı olmadı? Hiçkimse’ye yazdım. Ama illâ birine anlattım yazarken. Çünkü varışsız yolculuklar kurmak olurdu aksi türlüsü. Kelimelerin gücü, önce varacak sonra da tesir edecek muhatap bulamayacak; hatta daha da kötüsü yolda kaybolup gidecekti yoksa. 

Cümle bir âlemdir. Bana bir cümle kur Oh Darling! 
•
Kahrolsun yastığa sarılıp uyumaklar ve birtakım bazı diğer şeyler. 
•
Geçen cumartesi idi, ölmekten korktum. Hah, senden bunu duymak ne ilginç Ness? Evet, korktum çünkü ölmek istemediğim bir zaman dilimi ve şekli idi. Çünkü iradem dışı gelişen bir durumdu. Gecenin en ortalık yerinde cereyan etti olay. Saat 4’ten sonra da saat başı alarm kurdum ölüp ölmediğimi kontrol etmek için. 8 civarı ölmeyeceğime kanaat getirip normal uykuya dalabildim. (Fısıltı:Kim se yoktu.) Öleceksem bu benim bilgim ve irademle olmalı idi. Böyle benden habersiz... Cıks. 
•
Dreams come slow and they go so fast
•
Cuma günü idi, bayram öncesinde hani şu bir haftadır beklenen gün, haftanın ilk gününden beri “keşke bugün cuma olsa” dediğimiz gün. O gün aşşırı neşeli olmam gerekirken iç çeke çeke ağladım, üstelik işte. Kaçacak köşe aradım. Şimdi... Kavaklara selam götürüyorum sizlerden. Soracaklar, e hani diyecekler? Ne diyeceğimi bilemeyeceğim. Baktım olmuyor, onlara şarkı söyleyeceğim usul usul. 
•
Ulaşılması güç değil; yeter ki sevilmekten korkma. 
Kafandaki değer yargılarını yık. Alışılmış ve olağan düşünceleri aş. Renk ver bahçene. 
•
Ah nasıl özledim bir bilsen. A noktasından B noktasına yaptığımız yatay yolculuklar gibi değil de asansörle yukarı çıkmak gibi dikey yolculuklar yapmak istiyorum zamanda. Çok sevdiğim ve çok sevildiğim bir boyutunda zamanın, bir müddet asılı kalıp misafir olmak... Mümkünat bulamamışların hakikat olduğu bir boyutta... Sular seller, denizler gibi sevdiğim/ sevebildiğim ve sevildiğim bir yer.

•
Zaman korkutucu derecede hızla akarken insanın o akışın bir noktasında kendini sımsıkı tutunmuş görmesi, yani öyle olduğunu fark etmesi ne kadar kalp bıçaklayıcı, nasıl hüzünlü ve ne kadar da keşkeli; bilme isterim. Çok hüzünlü çok.


3 Ağustos 2019

Sarı Günler


Oh Darling, 

Yağmurlu bir yaz akşamüstüsünden* yazıyorum sana . 
Ah bilsen ne kadar çok... Ah hayır, bilme bilme, ıı-ıh, bilme! 
Bu havaya uygun bir şarkı düştü yoluma. Karanlık yaz gününe spot tuttu. Ama aydınlatamadı hüznünden. 

•
Ömürlerce.

Bulut Atlas’ını neden sevdiğimi bir kere daha anladım. Çünkü anlamak süregiden bir eylem. Anladık, orada bitmiyor mesele. 

•
Sevgili Sevgilim,
Hey, sen sen! Eveet, sen; hı hı. Bugün seni düşledim; klimanın 18 derece soğuğu ile terörize edilmiş eğitim salonunda, çok sıkıcı şeyleri onlardan daha sıkıcı bir sunuş ile anlatırken eğitmen. İçimin ürpertisi geçti bir müddet. Şimdi diyeceksin ki bu kadarcık mı? Anca bu kadar mı, içine korlar salınmadı mı, sadece bu mu yani, diyeceksin sitemkar bir şekilde. Deme sevgili sevgilim, deme öyle. Halimi bilmiyorsun, çok hastayım öyle deme. Üstelik ölüyken ancak bu kadar, ve bu kadar olmazken ancak bu kadar. (Ne kadar da güzel anlatmıyorum değil mi) Bu bilinçli katliamlar hoşuma gidiyor ne yapayım. Biraz şımarıklık yapmak benim de hakkım olmasın mı? 

•
Evin kapısını anahtarla açmak. 
Çok karışık duygular içindeyim. 
Yalnızlığı seviyor muyum yoksa ondan korkuyor muyum tam ayırt edemiyorum; yalnızlığımın başladığı şu noktada. 

Belki de korktuğum şey, ona alışma ve yalnızlığı sevme düşüncesi. Alışır ve vazgeçemezsem beni sevenleri üzecek olma endişesi. Ki bu, onların sorunu, bunu üzülecek mesele yapıyor olmak yani. Oysaki ben... Her ne ise... Oysaki ile başlayan romantik cümlelerimden kurmak istemedim şu an. Şu anki duygu karmaşasında hasta olmamın da etkisi var sanırım. Çünkü hastayken mızmız oluyorum, ama kimsenin de benim için ekstra ilgi göstermesini kabul edemiyorum. Aptalca. Sanırım beni sevenlerin sevgisini yeterince kullandım ve bu kadar çok sevilmenin karşılığını veremem endişesi ile onlardan da ilgi/sevgi isteyemiyorum. Ya da sanırım artık yeni sevgiler aradığım, istediğim. Ayh, bi le mi yo rum Ness bi le mi yo rum. 

•
Kimin kime günahı geçiyor, bilmiyorum. Sen mi bana yazık ediyorsun, ben mi sana yazık ediyorum acaba? Hakkın varsa ki illâ ki vardır,  helal etme, görüşelim. Öperler!


•
Yaşayan bir sevgim var benim. Yaşayan ve yaralanan bir sevgi...