Only know you love her when you let her go
•
Yazılarımı daima birileri için yazdım. Ya onları düşünerek ya da direkt onlara hitaben. Hitap edecek kimse bulamadığımda kendime hayali kimseler türettim, adları değişen. O da mı olmadı? Hiçkimse’ye yazdım. Ama illâ birine anlattım yazarken. Çünkü varışsız yolculuklar kurmak olurdu aksi türlüsü. Kelimelerin gücü, önce varacak sonra da tesir edecek muhatap bulamayacak; hatta daha da kötüsü yolda kaybolup gidecekti yoksa.
Cümle bir âlemdir. Bana bir cümle kur Oh Darling!
•
Kahrolsun yastığa sarılıp uyumaklar ve birtakım bazı diğer şeyler.
•
Geçen cumartesi idi, ölmekten korktum. Hah, senden bunu duymak ne ilginç Ness? Evet, korktum çünkü ölmek istemediğim bir zaman dilimi ve şekli idi. Çünkü iradem dışı gelişen bir durumdu. Gecenin en ortalık yerinde cereyan etti olay. Saat 4’ten sonra da saat başı alarm kurdum ölüp ölmediğimi kontrol etmek için. 8 civarı ölmeyeceğime kanaat getirip normal uykuya dalabildim. (Fısıltı:Kim se yoktu.) Öleceksem bu benim bilgim ve irademle olmalı idi. Böyle benden habersiz... Cıks.
•
Dreams come slow and they go so fast
•
Cuma günü idi, bayram öncesinde hani şu bir haftadır beklenen gün, haftanın ilk gününden beri “keşke bugün cuma olsa” dediğimiz gün. O gün aşşırı neşeli olmam gerekirken iç çeke çeke ağladım, üstelik işte. Kaçacak köşe aradım. Şimdi... Kavaklara selam götürüyorum sizlerden. Soracaklar, e hani diyecekler? Ne diyeceğimi bilemeyeceğim. Baktım olmuyor, onlara şarkı söyleyeceğim usul usul.
•
Ulaşılması güç değil; yeter ki sevilmekten korkma.
Kafandaki değer yargılarını yık. Alışılmış ve olağan düşünceleri aş. Renk ver bahçene.
•
Ah nasıl özledim bir bilsen. A noktasından B noktasına yaptığımız yatay yolculuklar gibi değil de asansörle yukarı çıkmak gibi dikey yolculuklar yapmak istiyorum zamanda. Çok sevdiğim ve çok sevildiğim bir boyutunda zamanın, bir müddet asılı kalıp misafir olmak... Mümkünat bulamamışların hakikat olduğu bir boyutta... Sular seller, denizler gibi sevdiğim/ sevebildiğim ve sevildiğim bir yer.
•
Zaman korkutucu derecede hızla akarken insanın o akışın bir noktasında kendini sımsıkı tutunmuş görmesi, yani öyle olduğunu fark etmesi ne kadar kalp bıçaklayıcı, nasıl hüzünlü ve ne kadar da keşkeli; bilme isterim. Çok hüzünlü çok.


