30 Ağustos 2022

Bir Bayram Sabahında

Günaydın.

Gök gürlemeli, yağıp geçen yağmur. Tıpkı şimdiki aşklar gibi. Asfaltta bıraktığı izler bile kurumadan biten aşklar gibi, tıpkı. 

Bulutlar var, bilirsin yağma ihtimali de var hani. Her gün yanında şemsiye taşıyıp bir gün yanına almadığında yağan yağmur gibi birden/apansız/ani bastırıveren yağmur gibi, aşklar. İnsan düşünmeden edemiyor; bu muydu acaba şarkıda bahsedilen geri verilen buharlaşan sevgimiz, diye. Başlarken değil de bittiğini anlamaya çalıştığın zamanda soruyorsun bu soruları. Çünkü fırsat mı tanımıştır aşk, olayları ve durumları idrak etmene? Dudaklarına yapışan ani bir öpücüğün heyecanı ve şaşkınlığı gibi gelmiş ve geçmiştir. Anlatırken bile masallaştırma; -mişti... 

Gök gürledi. Yağmur "döküldü" ve geçti işte. Hepsi bu. 

Emekli albaylar nasıl hisseder anladım bugün, elbet aynı şiddette değil anlamam; ama bir zerre de olsa anladım be! Sanki? Uyandım, kalktım, seccadelerin arasında buldum bayrağı, heh dedim "kutsallar" bir aradaymış. Canım annemi öptüm içimden. Bir insan bir insana ne kadar hayran olabilirse, o kadar hayran oldum yine kendisine. Aldım bayrağı balkona çıktım, katlarından kurtarıp şak diye serbest bıraktım camdan aşağı. İtina ile ve kırmızı mandallar ile mandalladım. Demek dedim, emekli albaylar böyle hissedermiş. Sabah ve kör saatleri, daha yüzünü bile yıkamadan koşup bayrak asmak, hep layık olamamış ve daimi bir yetersiz minnet ile. Hoş bunu hissedebilmek de. Eksik yine de bilirim. Çıkıp kendileri anlatmalı belki de. Emekli bir albay ne hisseder bir bayram sabahında diye.