30 Haziran 2020

Onsuz da Olanlara




Sabahın beş otuzunda, patili bir bey tarafından kâh koklanarak kâh ayak parmaklarım ısırılarak kâh sırtımda gezinilmesi suretiyle uyandırılıyorum. Henüz kaygılarım uyanmamış boylu boyunca yatmakta yanımda. Hayallerimse sarıldığım yastıkla birlikte; gözlerini ovuşturuyor “e hani cumartesi uyuyacaktık, rüyâlar görecektik?” diye mızmızlanıyor.

*
İnsan hazla bilinçli bir şekilde ilk kez dizindeki yarasının kabuğunu kopardığında tanışıyor sanırım. Acıdan gelen haz. Sonrasında düşmek, eskisi kadar can yakmıyor. Çünkü sonunda ödül gibi bir şey var. Ama zaman geçtikçe öğreniyor ki insan, bir yaraya iyileşmek için müsaade etmediğinde izi kalıyor. 

Yetişkinlik dediğimiz şey, sanırım, çocukken oynadığımız oyunların ciddi-li versiyonu ve daha daha karmaşıklaştırılmışı. Daha anne babanasına güvenle bağlamamamış ya da kopamamış bireylerin (belki de henüz birey bile olamamışların) oynamaya çalıştığı oyun. Ve bu oyunun itici gücü hırs. Hırsın yoksa oyunda bile değilsin. Yenilmiş ve kaybetmiş ve dahası, oyundan çıkarılmışsın. Olsun, varsın olsun lâ lââ lâââ 

*
Onsuz da yaşıyorum dediğim ne çok şey var. Sanırsın ki içim yoksunluklar ülkesi. (Değil mi? Gerçi tam benlik bir hareket. Bir şeyi aksi ile var edebilmeye çalışmacalar...) Mut-suz, sevgi-siz, ümit-siz, zenginlik-siz, şun-suz bun-suz, on-suz... On-suzluk. Yaşıyorum işte. Varım. 

*
Heyecan ne idi? Neey? Duyamıyorum! Bu sene covid dalgası çıkmasa idi, sky diving yapma planlarım vardı. Yükseklik korkum var mı bilmiyorum. Öğrenecektim. Heyecan duyacak mıyım, görecektim. 2300 metre yukarıda bir bez parçası ile uçarken korkmamıştım da acaba bunda, serbest serbest düşerken korkacak mıydım? Bu klişeyi buraya bırakıyorum: Hayat, sen planlar yaparken başına gelenlerdir-miş. Akışa bırak. Sürüklen, irade gösterme. 

*
Karanlıkta uyuyamadığımı fark ettim. Gece lambasının yumuşak, loş ışığı ile uyuyorum ne zamandır.

*
• Biz senle yapamayız. 
• Ben her şeyi konuşan, sen her şeyi susan.

*

Teslim oluyorum. Ellerim avuçlarımda. Boynum bükük. Sana teslim oluyorum. Yanlızlık senden. Mutluluk senden. Mutsuzluk da. Hissetmek senden. Yaşama tutunma senden. Yaşamdan vazgeç-e-me-mek, senden. Mutlanmak da hüzün de senden. Kör kuyular da senden. Umutlar da. Dağlar senin. Ağaçlar... Rüzgâra başını eğen ekinler de. Güneşe yüzünü dönen günebakanlar da. Ay da sensin, Güneş de. Varlık da sensin hiçlik de. Korkular da senden, eminlik de. Yaşamak var hey! Ölüm de var. Heyhat! Ölüm de var. Kaybetmek de çoğalmak da senden. Bilmek! Bilmek, ah, bilmek! Ruhumun çapası atılmış göğe. Ne kadar kaybolsa da yeri belli. Kendimi lodosuna bıraktım, içim okyanus, zihnim yelkenli, batırma beni ey! --