26 Ocak 2019

Ne Kadar da Koşu Bandı Bir Eylem

 


Evde kimse yok benden başka. Oysaki annem evden çıkarken merak etme ben de çıkacağım dışarı, yoksa çok sıkılırım, dediğimi hatırlıyorum. Yaklaşık 3 saat geçti bu sözün üstünden. Cümleleri geç, kelimeler ve dahi harfleri bile buhar olup süzüldü havada. Oysa ben hâlâ tek başımayım. Şu an beni bunları yazmaya iten şey ise alt kattaki duvar saatinden gelen tik taklar... O kadar sessiz. Ve bir o kadar da kim-se(s)-iz. 

Bazen ne düşünüyorum biliyor musun? (Elbette biliyorsun, aksi mümkün mü ki?) Bazen... Korkularımın sebepsiz olmadığını. Hissettiğim şeyler var genel olarak. Ve benim endişe sanıp da düşünmemeye çalıştığım bu şeyler, aslında beni alıştırmak için birer önizleme, bana sunulan. Bir şekilde bir yolunu bulurum belki ve belki, bunlar benim tahminlerimden de iyi olur. Veya düşündüğümden de kötü. Ama bir şekilde adapte olurum. Neticede, ne kadar istemesek de, içimizde yaşama tutkusuyla yaratılmışız. 

Ne istediğini bilmeyenler ya da isteklerinden birine karar veremeyenler veya isteyip istemediğini bilmeyenler olarak bir araya gelsek de şu hıncahınç, koştur koştur amaç sandıkları yere/şeye doğru koşanlar arasında kendimizi bir nebze daha normal hissetsek, fena olmaz mı? 

İstediğim bir şey var. Ve bence elzem. Ve bence, her şeyin anlamı o. Ve gene bence, ben ona ulaşamayacağım. Bu ruhsuzluk da tam olarak bundan kaynaklanıyor. Köksüz ağaçlar gibi, toprağıma saplanan istekler birer birer soluyor, yeşeremiyor. 

Sanırım hayatımın geri kalanının başlangıç günlerindeyim ve buna alışmaya çalışıyorum. Hayatımı kocaman bir koşu bandına çevirmeyi nasıl becerdim, gerçekten hiç bilmiyorum. Varışsız çaba sarf etmeleri böyle sevmezken üstelik. Kocaman bir debeleniş kendi minik bünyesinde.

13 Ocak 2019

Koza

 
*

Ruhumun yeşeren dallarını kırdılar, gene. Bir insan kaç kere ölmeden ölür? Kaç kere ölüsünden kendini doğurabilir? Yoruldum.

Hoş geldin, ölmek istemek!

•

Merak ediyorum, acaba canım (gönlüm) ne zaman birini isteyecek? Ne zaman senle olur diyecek birine. Çok zaman geçmedi mi? Karşıma çıkan kişiler doğru kişi değil diye mi? Yoksa ben doğru değerlendirmiyorum diye mi? Doğru kişi klişesine de düştük, iyi mi! Öyle bir şey yok. İşin aslı şudur:   Bu kişi benim hayatımı zorlaştırmaz, çetrefil hale getirmez, diyebiliyorsam büyük ölçüde tamamdır. Yaşam zaten yeterince karmaşık ve zor. Daima iyi niyet, sevgi ve güvenle, o kişideki yerinin herkesten ayrı, özel, olacağının sarsılmaz bilincine sahip olmak; doğru kişi tanımım ya da yaşamı kolaylaştırmaktan kastım. Elbette bu, tek başına yeterli değil. Bir şey daha var asıl; mühim. Tamam, hadi bu sefer” diyecek gibi oluyorum, misal, canım istemiyor.

•





*Raphael Soyer