İyi değilsin biliyorum. Normalde senin şu sıra kışı aratmayacak denli soğuk ve rüzgarlı; hatta hadsizliği ele alıp karlı falan olman lazımdı. Ama sen, şaşılacak şekilde yüzünü bahara döndün, hayret! Ama bil ki seni böyle daha çok seviyorum canım Mart! Belki sen böyle uysallaşırsan ben de uysallaşırım seni örnek alıp hı, ne dersin?
•
Küresel bir şekilde çıldırıyoruz. Acaba 1948’de Orwel bu olacakları gördü de mi yazdı o romanı? Ya da o romanı okuyanlar mı kurguladı bu zamanları? Ya da zaten bu kurgu vardı da hadi sen de şu eşeklerin aklına karpuz kabuğu düşür, hadi izin verdik, yaz romanını mı dediler? Bilemiyorum. Ama topluca ve gizli gizli deliriyoruz. Covid-19’un aleni ilanından 1 gün sonra herkeste bir panik oldu misal. İnsanlar koşup kolonya reyonlarını boşaltmışlar panikle. Ar ka daşş lar! Bunca zamandır aklınız neredeydi hı? Pisliğinizle yeni mi yüzleşiyorsunuz? Şimdi herkes çantasında cebinde kolonya taşıyor. He heeytt! Biz kendimizi bildik bileli kağıt sabun, kolonya, ıslak mendil, alkol ve türevleri olmadan dışarı adım atmıyoruz! (Anlatıcı kişi burada övünmüyor; aksine bir üzüntü sebebidir.) Biz niye buna mecburduk peki? Sizin pisliğiniz yüzünden. Siz ellerinizi düzgün yıkamıyor ya da hiç yıkamıyordunuz çünkü. Biz sizin yerinize de gidip el yıkıyorduk. (Yıkanmaktan kuruyan ellerimiz şahittir!) Siz yıkanmıyor, deodorant kullanmıyordunuz çünkü. Biz sizin yüzünüzden daha hassas olup aman ben de kimseye rahatsızlık verip onlar gibi olmayayım deyip gerekirse alüminyuma buluyorduk kendimizi. Çünkü bizler, başkalarında değiştiremediklerini kendinde iyileştirmeye çalışanlar, başka türlü rahat edemiyorduk aranızda. Şimdi ne oldu, ne oldu da siz ellerinizi yıkamaya, alkolle, dezenfektanla, kolonya ile ellerinizi temizlemeye başladınız? Şimdi mi geldi aklınıza temizlik? Ar ka daşş lar! Bu covid -19 en çok bize yaradı. Sizin koşup yağmalayarak aldığınız o temizlik elemanları bizim zaten yıllardır zaruri ihtiyaçlarımız arasında idi, evlerimizde her çeşidi zaten mevcut. Belki aranızdan birkaçının temizlik anlayışı olur ya da iyileşir de biz de bir tık daha rahat ederiz.
Oh! Söylendim rahatladım.
•
Bu kadar küreselleşme canımı sıkıyordu zaten. Tamam dünyayı gez gör falan da hayatının amacı da bu olmasın be. Bir arkadaşım şey demişti, evi otel gibi kullanıyoruz eşimle. Bizim için bir anlamı yok. Bu bana o kadar saçma gelmişti ki... Evet, hiçbir maddeye bağlanmamalıyız, evet sevdiğin yanında olduktan sonra her yer senin evin. Evet ama bu değil; ev dediğinin bir anlamı olmalıdır. Başta, yeni evine aldığın çarşafları renklerine göre dizecek kadar çok severken ne olmuştu da otel oluvermişti orası senin için? Mutsuzluk insana başka şeyler aratıyor, ben bunu bilir bunu söylerim. Mutsuzluğumu sapsade yaşayıp atlatmış (ya da hala atlatmaya çalışan) biri olarak kendimin kendime verdiği hakla dedim bunu. Herkesin duygu ve durumları yaşama biçimi elbette farklıdır; ama lütfen biraz olgunlaşalım. Nasıl yaşıyor olursak olalım o duyguları, ister dünyayı gezerek ister kendi dünyana çekilmiş iyileşirken, biraz evrimleşsin ruhlarımız. Hırslarınızdan, ego ve kibirinizden, delicesine, duygularınızı bile bağlandığınız mantığınızdan, empati yoksunluğunuzdan biraz arındırın ruhlarınızı. Arındıralım evet. Yakınlarımla, yakınım saydıklarında, aramdaki uzaklık canımı sıkıyor çünkü.
Sonra bir de şey var! Sırf kendimi eğlendirmek için kendi kendime öğrenmeye başladığım bir şey var, ondan bahsettim arkadaşıma. Hemen okuluna git, diplomasını al gibi önerilerle geldi bana. İstemiyorum ki... Niye her şeyin sonunu paraya bağlıyoruz? Niye her şeyden maddi bir çıkar sağlama derdindeyiz? ( Niyesi çok basit aslında, işine severek giden kaç kişi var ki? ) Ben o şeyi kendi zevkim, öğrenmeye olan açlığım yüzünden bilmek istiyorum. İçimde var olan ve hiç bitmeyecek olan öğrenme merakını tatmin etmek için. Şu aşamada böyle düşünüyorum. Çünkü henüz bir şey bilmiyorum. Ve o konuda iyi olmadan da asla para kazanma yoluna gitmeyeceğimi biliyorum. Ve sanırım, bir işin içine para girdi mi de lezzeti kaybolur diye düşünüyorum genel olarak. (Böylelikle, bir önceli parantez içindeki düşüncemin kök nedenini açıklamış oldum sanırım)
•
Düşünceleri düşünebileceğim ferahlık istiyorum kendime. Hayal kurabileceğim ruhsal özgürlükler.
Bunların hiçbiri yokken ben, ben değilim, anlamıyorsun. Ölmek istemekten kastım bu değildi hiç. Anlamıyorsun...
