Gertrude Abercrombie
•
Vazgeçiş. Kaçış.
Geride buruk bir adam. Peşinde; ama ayakları gid-e-me-yen hayal kırıklığından, hüznünden, inanmışlığının boşunalığından. Peşinde; ama şimdilik. Bir müddet sonra vazgeçecek; belli burukluğundan, omuzlarının düşüklüğünden.
Ve ikisi arasında, yerde, bir mendil. “Senden kaçıyorum; ama beni yakala, beni bul lütfen!” demek için düşürülmüş(!) Vazgeç-e-me-yiş, aslında. Ama yazık! Peşinden gelen yok; olmayacak da. Çoktan vazgeçmiş adam. Tam da “Kimdi giden? Kimdi kalan?” durumu.
•
Vazgeçiş. Kaçış.
Geride buruk bir adam. Peşinde; ama ayakları gid-e-me-yen hayal kırıklığından, hüznünden, inanmışlığının boşunalığından. Peşinde; ama şimdilik. Bir müddet sonra vazgeçecek; belli burukluğundan, omuzlarının düşüklüğünden. Ama tam da vazgeçecekken o da ne! Yerde bir mendil! Düştü mü düşürüldü mü? Her neyse! Bir umut bu!
•
Vazgeçiş.
Ve geride her şeyden habersiz bir adam. Umursamaz daima, ve kendinden başkasını göremeyecek kadar bencil. Sadece yoluna bakan biri. İleriye bakmayan, baksa da göremeyen, görse de gördüklerini anlayamayan biri. Yolun ilerisine baksa keşke; görse keşke; anlasa keşke.
Ve ikisi arasında, yerde, bir mendil. Düşürülmüş(!) Vazgeçemeyişin ispatı. Heyhat, neye yarar! Üstüne basılıp geçilecek oysa.
•
Kaçış. Son anda pişman olup sevmeye çalıştığından bir türlü sevmekten vazgeçemediğine doğru bir koşuş. İçinde çağlayan bir aşk ve kafasında; çılgınlık bu, söylemleri.
Geride buruk bir adam. Peşinde; ama ayakları gid-e-me-yen bildiğinden, sevgiye olan inancından ve sevdiğinden. Peşinde; ama şimdilik. Bir müddet sonra vazgeçecek; belli burukluğundan, omuzlarının düşüklüğünden. Vazgeçecek elbet, zorla mı sevdirecekti kendisini.
Ve ikisi arasında, yerde, bir mendil. Geride kalan buruk adama bir anıt mezar, sevdiği; ama sevilmediği kadından.
Kadında coşkun bir umut. Dileriz uğruna bir başkasının hayatını onulmaz şekilde yaraladığı adam ona aynı duyguyu yaşatmasın.
•
Kaçış. Canını kurtarmak ister gibi, nefes nefese bir kaçış.
Geride sakin ve sakinliği ürperten bir adam. Rahat ve emin adımlarla peşinde kadının. Kaçarsın; ama kurtulamazsın, nasıl olsa yakalayacağım der gibi umursamazlığı. Soğukkanlı bir katil gibi. Ve ikisi arasında, yerde, bir mendil. Adam mendili yerden alıp uzun uzun koklayıp ceketinin üst cebine iliştirecek ağır çekimde. Eyvah, kadının kaçışı nafile! Yakalanacak. Ve eyvah...
•
Kaçış. O geliyor! Ve saklanış biraz ötelerde.
Ve geride her şeyden habersiz dalgın bir adam. Kim bilir neler var kafasının içinde. Omuzları düşük bir miktar. Hüzünlü belli ki. Acaba neye dertlenmiş.
Ve ikisi arasında, yerde, bir mendil. Adamın yoluna düşürülmüş kasten. Mendil biliyor bunu, görev. Adam dalgın; fakat görecek yolunda bu kar beyaz mendili ve yasemen kokusunu duyacak eğilip yerden alırken. Kimin acaba derken biraz ötede salına salına yürümekte olan kadını görecek. Koşup seslenecek kadına ve uzatacak mendili. Ve mendil görevini tamamlayacak burada. Kadın artık karakterine göre ya mahcup ve masum ya da işveli ve kurnaz role bürünecek düşürdüğü(!) mendilini alıp teşekkür ederken. Beraber yürüyecekler yolun devamında.
•


