2 Mart 2019

Bi’ Kere de Ben Güleyim! *

Ben, sizin oyununuza yenilmeye geldim.

Anlıyorum sizi, görüyorum derdinizi. Benden beklemeyin size eşlik etmemi, hırslanıp kötücül etkilerinize tepkilenmemi. Bu bir oyun içinde oyun işte. Beni ne kadar ve nereye kadar üzebileceğinizi görmek için; yenilmeye geldim. 

Kazanmak ya da yenilmek umurumda değil benim. Ben sadece, size ne kadar değer vermem gerektiğini bilme derdindeyim. Bunu bilemediğimde size ederinizden çok değer verme eğilimim var çünkü. Ve çünkü içimde kocaman bir sevme potansiyeli var. Eskiden, sevgi sevdikçe çoğalan bir şey derdim; sevgileri saklamanın, aman hepsini tüketmeyelim doğru kişi için ayıralımın doğru olmadığını düşünürdüm. Şimdi...  Bırak sevmeyi; değer verme konusunda bile, aman bir gram fazla tartmayayım derdindeki esnaf gibi değer tartıyorum karşıdaki için. Benim sizdeki ederim neyse, sizin bendeki değeriniz de o kadar olacak; fazlası değil.  Böyle değerlendirebilmem için de beni ne kadar ve nereye kadar üzebilirsinizi görmem lazım; ondan yenilmelerim. Yoksa aptal değilim; beni içine çektiğiniz oyunu görüyorum çoğu zaman. Keşke bu “eder-değer” olayını bu kadar üzülmeden ve ruhumu yaralamadan yapabiliyor olsaydım; çok isterdim. Acımadan, yaralanmadan anlamıyorum çünkü. Diğer türlü, yapılanı affediyorum çok sevdiğimden. Olsun diyorum, canı sağ olsun. Şimdi mi? He demek öyle, tamam bundan sonra da böyle... 

•

İnsanın sıkılırken bile karnında kelebekler uçuşturan kimsesi olmalı. Düşün; evdeyiz ve çok sıkıcı bir akşam, hava zaten yağmurlu ve soğuk, gıcık bir kış akşamı işte... Bir koltukta sen, diğerinde ben. Ayrı ayrı bir köşede sıkılıyoruz. Neden sıkılıyoruz ki canım şimdi durduk yere? Böyle düşünebilirsin elbet, normal. Ben de derim ki her günün eğlenceli ve mutlu geçeceğini hayal etmek Disney filmlerinde kalmadı mı? Sıkılmaktan kastım da şu aslında; özel alan ayırmak. (Yukarıdaki resme de ba yı lı yo rum. Sanırım birlikte sıkılmak dediğim şeyin resmi bu.) Evet, ikimiz bir fidanın güller açan dalıyız; geçerli. Fakat benliklerin silikleşmesini de istemeyiz. Bu sebeple özel alan ayırmalı birbirine. “Birbirinizi özlemek için zaman ayırın.” klişesi değil; ciddi manada benliklerin nefes alabilmesi için alan ayırmalı, bağımsız düşünmek için zaman ayırmalı. Bu zaman ve alanların, yani ayrı ayrı sıkılma durumlarının sonunda, insanın içinin kelebek kelebek olması... Yok mu şöyle bir sıkılmalık durum bize de ? 🤭

•
İnsanın ne konuşacağını bilmeden, içinden gelen konuşma istemiyle şuursuzca darlayabileceği kimsesi olmalı. Anlatacak hiçbir şeyi olmasa da içindeki özlemi dindirmek için gerekirse birlikte susup oturacağı ya da karşılıklı of of çekebileceği bir kimsesi olmalı. İşte bunlar hep özlem, buralar hep yalnızlık!

•
Hadi bana bir öykü anlat! Şimdi, şu an bir öykü yaz bana!

Hep bu tarz şeyler istiyorum hayattan, beklentilerim böyle şeyler üzerine. İnsanın varoluş amacı olmayınca günü geçiştirmek için böyle hırs içermeyen, bünyesinde yüksek oranda minnoşluk yeşerten şeyler istiyor. Şu anki zamanın dışına çıkış bileti, bambaşka bir yaşayış arayışı... 

Tamam, öyle olamıyorsa felsefe öğretileriyle de olur. Zihnimi o andan alıp düşünce zincirleriyle hem uyanık tutan hem de mevcut faktörleri (günlük dertler, işsel sıkıntılar vb.) dağıtacak fikirler üzerine de bir şeyler anlatabilirsin. Bunu yaparken sürekli yeni sorular soran çocuksu heyecanımı ve yetişkin cehaletimi de mazur görmeni isteyeceğim senden. Ne çok şey mi istedim senden? Bunları isterken peki, ben sana ne vereceğim değil mi? Bir de öyle bir durum var... Çünkü hiçbir şey karşılıksız değil şu hayatta, öle öle öğrendik. Yeter mi, olur mu bilmem; ama ben de severim seni? Zaten seviyorumdur da daha derinden severim seni? Işığın olurum belki? Belki aynan? Bana bakar kendini anlarsın? Karar veremediğinde objektif aklın olurum; aslında ne istediğini sana hatırlatırım? Senin bakamadığın zamanlarda pozitifli bakışın olurum, hı?

•
Büyüyünce ne olacaksın sorusuna keşke “anne olacağım” cevabını veren/vermiş bir çocuk olsaymışım. Anneden kastı da aslında ev hanımı işte. Ki böylece şu sıra aklımdan geçip duran “ev hanımlığı 10 numara meslek(!) aslında” düşüncelerini belki yaşıyor olurdum. :) Bakma, çok bunaldım şu sıra; ondan bu düşünceler. Yoksa nerde bende o şans ... 🤭

•
Rüyâlarımda gördüklerim, güzel şeyler fısıldıyor içimin umut etme merkezine. Sebepsiz yere pozitif yükleniyorum; saçmak istiyorum bu güneşli enerjiyi sevdiklerime.

•
Kendini gerçekleştirme diye bir kavram var ya, şu sıra sanırım kendime bunu dert ettim. Olamayacağım ya da olmayı gerçekten istemeyeceğim biri gibi düşünüp davranma telkinleri verip durdum kendime son senelerde. Iıh, olmadı olmaz. Ben ne riyakar olabilirim ne de doğrudan vazgeçebilirim. Kendimi böyle seviyorum. İnsanlar sırf bunların tam tersi diye de canım kendimi üzmeyeceğim daha fazla. Ve böylelikle de yenilmelerin ve değerinden az eder bulanların şahı, en birincisi ben olacağım. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder