Sevgili 30!
Senden bir şeyler beklemiyorum, ilk olarak bunu demek istedim. Hani biliyorsun ya tebrik mesaj ve iletilerinde "yeni yaşın sana bla bla bla... getirsin..." derler. Hayır canım benim, senden hiçbir şey beklemiyorum. Aksine ben sana bir şeyler vadetmek istiyorum. Mesela sevgilim 30, sana canımız ne isterse öyle yaşamayı, ruh halimiz neye el verirse öyle olmayı vadediyorum. Sana yalın, sevgi bağlarının aşırı bağlayıcı ilmeklerinden uzaklaşmış; ama kopmamış bir yaşam sunmak istiyorum. Sana yalnız olduğumuz gerçeğini, bizi üzmeden, tertemiz bir kabullenişle sunup bununla harikulade bir rotanın ilk durağını çizmek istiyorum. Sana özgürlüğü vadediyorum canım 30; her ne kadar bunu görmek sana kısmet olamayabilirse de! Sana tüm etiketlerden azade, umursamaz ve bir o kadar da tebessümlü bir ömür istiyorum canımcım 30! Ve hepsinden öte... Tüm şiddetli istemlerime rağmen varolabilmeyi başarabildiğin için... İyi ki miiiiiiiii doğdum?!
:)(:
(bir de öldükten sonrası için "iyi ki öldüm" temalı bir yazı hazırlayacağım, bu şahane bir fikir :)
*
Mart başında arkadaşlarıma ve aileme yeni yaşımı nasıl kutlamak istediğime dair fikirler saçmıştım. Fakat her biri birbirinden yoğun aile fertlerim ve pek kariyerli arkadaşlarım tarafından çok dikkate alınmadım. "Yaparız ya, evet, hı hı neden olmasın, ben ayarlarım bir yerler..." Daha o zamandan anladım bunlardan bir halt olmayacağını ve kabul ettim, temiz. Dedim belli oldu, kendi kendime kutlayacağım bu yaşı. Gün geldi çattı, hepsi birer birer akşama ne yapıyoruz diye döküldü. Pardon? Akşama? Kim? Canlarım benim, vicdan azabı mı yaptınız? Ah, kıyamaaaaam, mı sandınız! Valla kıydım. İçlerinde pek güzel teklifler de vardı; ama hiçbirine kapılmadım. Üzgünüm; ama ben kendime bir söz vermiştim, sizin gibi verdiğim sözü unutacak değildim. Tertemiz bir başlangıç oldu yeni yaşa. İnsanlardaki değerimi gördüm ve biraz canımı acıtsa da kabul ettim. Ve insanların bendeki değerlerini tarttım. Meğer benim terazi fazla tartıyormuş. Onlardaki fazlalığı yeni insanlarda ya da kendimde değerlendirmek üzere karar aldım. Bakma karar aldım dediğime, öyle yapma yolunda uğraşacağım yani.
*
Şöyle bir şey demişim, yani yazmışım aslında: Yaşamak zor; sarih akılla yaşamak daha da. Normalde sarhoş olacak kadar içmem hiç, tadında bırakırım. Neden? Çünkü kontrol manyaklığı. Neden? Çünkü sarih akılcılık... Bu sefer her zamanki sınırımı bir tık aştım. Bir tık çünkü, eve gittiğimde beni bir kutlamanın beklediğini biliyorum, idare edebilmeliydim en azından. Aşılmış bu bir tık, beni, olağan kendi kendime konuşma halimden kendi kendime konuşur ve kendi kendime kıkırdar hale getirse de bence iyi idare ettim. Eve gittiğimde tüm sülalenin evde olduğu sürpriziyle bir nebze daha sarhoş oldum tabii. En büyüğünden en küçüğüne herkes vardı, hatta şampiyonlar ligini bile toplamışlardı. Yaklaşık 30 kere falan mum üfledik minik yeğenlerimle. 1 2... İ ki dooo duuu! Sonra, annemin, yaşıma başıma bakmadan odamı doldurduğu balonlarla oynadık çığlık çığlığa. Gecenin bir yarısı sevinçten çığlık atan, iii kii dooo duuuu diye bağıran çocuklarla birlikte çığlık attım ben de valla. En lezzetli kısım buydu! Kafamın güzelliğini çocukların neşesiyle kamufle edebildiğimi umuyorum :)
*
Sevgili 30!
Böyle enteresan bir başlangıç yaptık. Üzülmeli, ağlamalı, kafası güzel, sevinçten çığlık atmalı bir girizgah oldu. Vira bismillah diyelim! Heeeey hadi yallah!














